Yaratıcılıkla ilgili eğitim tanımlaması olmayan müfredatımızda çocuklara yaratıcı düşünme nasıl kazandırılabilir? Eğitimci Fatma Akpınar, bu hafta bizlere ailelerin çocuklarıyla evde gerçekleştirebilecekleri basit etkinlik önerileri yapıyor. Fatma Akpınar’ın bütün yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

TDK’de eğitim; “çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye” olarak yer alıyor.

Tanımdan da anlaşıldığı üzere yaratıcılıkla ilgili bir eğitim tanımımız yok maalesef. Tüm eğitim duayenlerinin belirttiği gibi aslında küçük yaşta öğrencilerin en güçlü yönleri yaratıcı olmaları. Okulların tanıtımlarına ya da internet sayfalarına baktığınız zaman yaratıcılık gelişimine değinmeden geçen yok. Var olan müfredatla öğrencilerin yaratıcılıklarının gelişmesi ne derece mümkün, tartışılır. 180 okul gününde amaç eğitimi nitelikli hale getirmenin dışında sadece kazanımların bilgi basamağını tamamlamak oluyor maalesef. Kazanımların nasıl ele alındığı ya da derslerin nasıl zenginleştirildiği öğretmenlerin insafına kalmış durumda.

yaraticilik ve egitim 2

Yaratıcılığın açıklaması TDK’de; “zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak görülmeyen yeni bir şey ortaya koyan, yapan, kreatif” olarak yer alıyor. Gazetelerin iş ilanlarına baktığımız zaman pek çok iş kolunda yaratıcılık aranan nitelikler arasında ilk sırada yerini alıyor. Hâl böyle olunca da okullarda öğrencilerin yaratıcılıklarının desteklenip desteklenmediği, destekleniyorsa nasıl desteklendiği bazı eğitimcilerin ve velilerin gündeminde yerini alıyor.

Pek çok okulun söylemi haline gelen yaratıcı sorun çözme becerisi kazandırma, yaratıcı düşünme becerisi kazandırma yeterlilikleri söylemden öteye geçemeyen sözler halinde havada asılı kalıyor. Sorunla baş başa kalan çocuklar kimseye soramadıkları zamanlarda bir şekilde sorunlarına çözüm bulabiliyorlar. Yazılı basında buna benzer pek çok örneği okuyoruz. Can simidi alamayan ve yüzme bilmeyen çocukların kendilerince buldukları çözümü gördüğüm zaman böyle bir fikri okulda öğrenmenin ne kadar imkânsız olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum.

Okullarda en azından haftada bir ders öğrencilere bir senaryo ile sorunlar verilse ve çocuklardan bu sorunları çözmeleri konusunda düşüncelerini paylaşmaları istense ne yaratıcı çözümler duyardık…

Aslında çocuk eğitimi ilk olarak ailede başladığına göre ailelerin yaratıcı bireyler yetiştirme konusunda ne kadar aktif oladuklarına bakmak gerekir. Özellikle bizim gibi toplumlarda çocuğu korumak adına her işini yapmak, kolaylaştırmak ya da akıl vermek çocuklarda doğal olarak var olan alternatif çözüm üretme yeteneğini ciddi olarak köreltiyor. Günümüzde eğitim ve öğretim tek başına okulların sorumluluğuna bırakılamayacak kadar önemli. Aileler yaratıcılık gelişiminde yol alabilmek için neler yapabilir, neler yapmalı? Ailelerin günlük yaşamda çocuklarla paylaşabilecekleri nitelikli zamanları olmalı. Bu zannedildiği kadar da zor bir iş değil. Hem siz, hem de çocuğunuz için nitelikli paylaşımlar ilişkinizin kalitesini arttırabilir. Neler yapılabileceğine bir göz atalım:

  • yaraticilik ve egitim 1Hikâye küpleri (Rory’s Story Cubes®) nitelikli zaman geçirmek için aracınız olabilir. Çocuğunuzun konuşmaya başladığı anlardan 10 yaşına kadarki sürede bu zarlarla yaratıcı hikâyeler anlatmalarını sağlayabilir, hatta siz bile anlattığınız hikâyelerle onun düş dünyasını zenginleştirebilirsiniz. (Fikir edinmek için buradaki videoya  bakmanızı öneririm.) Küp şeklindeki ambalajları biriktirip üstüne ilginç resimler  yapıştırarak kendi hikâye küplerinizi de yapabilirsiniz. Üstelik daha masrafsız ve yaratıcı!
  • Masalların sonu değiştirilebilir. Çocuğunuza anlattığınız masalların sonunu farklı bitirerek zihninde yeni düşüncelere yer açmak iyi bir fikir. Masalı önce özgün şekli ile anlatın. Özgün şeklini bilen çocuğa bir de farklı bir sonla anlatın. Sizden etkilenecek olan çocuğunuza “Bu masalda bir şeyleri değiştir, masal değişsin,” diyerek yaratıcılığını kullanmasını isteyin. Bazı çocuklar farklı sonlar bulmada zorlanacaklardır. Bu çocuklar yaratıcı düşünme konusunda sıkıntısı olan çocuklardır.  Bu tür çalışmalar onların zorluk çektiği bu alanı esnetecektir.
  • Çocuklar çizgi film izlemeyi çok severler. Onların izlediği filmlerdeki kahramanları başka bir hikâyenin/ filmin içine yerleştirmesini isteyin. Örneğin “”Buz Devri” filmindeki Sid, “Bremen Mızıkacıları” masalında yer alsaydı hangi hayvanın yerine geçerdi? Neden?” türü sorular çocukların düşünmesini ve üretmesini sağlayacak çalışmalardır.
  • “Hayata her yönden meraklı olmak, bence muhteşem yaratıcı insanların en büyük sırrıdır.” Leo Burnet, reklamcı.Çocuğunuzla birlikte çok basit deneyler yapabilirsiniz. Deney yapması için çocuğunuzun okula başlamasını, fen dersi öğrenmesini beklemeyin. Özellikle küçük yaşlarda soru sormayı çok seven ve gözlem yetenekleri en üst düzeyde olan çocukların okul ortamında deneyle tanışması 3. ya da 4. sınıfta başlıyor. O zamana kadar evde yapılabilecek çok basit deneylerle merak eden ve araştıran, kendi deneylerini tasarlayan çocuklar olmalı. Örneğin gazete, kâğıt peçete ve havlu arasına konulan birer maydanoz dalından hangisinin daha erken kuruyacağını çocukla konuşup denemek bile ileriye dönük bir yatırımdır. Olayların nedenlerini düşünen, bunlar hakkında yorumlarda bulunabilen çocukların yaratıcı olmaları için gerekli ilk adım atılmış oluyor.

Yaratıcılık ile ilgili kazanımların yer almadığı, bilgiyi merkeze alan bir eğitim sisteminde yaratıcılık ile ilgili tohumları en azından ailede atılan çocuklar, sisteme yaratıcı fikirleri ile yön verebilir. Ne dersiniz?