Bizim kuşağın çocukluğundan beri evlerin başköşesini tutmuş televizyon aleti, vazgeçilmez bir alışkanlık olduğu halde birçok olumsuzluğun nedeni olarak görülür.  Öyle ki, televizyonun insanlar, özellikle çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri üzerine bir televizyon programı izleyebilirsiniz. Bir Dünyalı böyle bir konuya kayıtsız kalamaz diyerek televizyon konusunu Dünyalı’nın Ekim sayısında “Rezil de eder, vezir de!” diyerek masaya yatırdık. Dünyalı blog yazarımız Özlem Ergüz Koç da, bu yazısını ebeveynlerin televizyonla ilgili kaygılarına ve çocuklar arasında yaptığı bir mini TV izleme alışkanlıkları araştırmasına ayırdı. Okuyun:

 

Derler ki;

Çocuğunuza 2 yaşına kadar asla TV izletmeyin.

Okul öncesi dönemde TV izleyen çocuklar saldırgan oluyormuş.

Çizgi filmlerde sübliminal mesajlar varmış.

Çok TV izleyen çocuklarda obezite oranı daha fazlaymış.

Şimdi size yazının ana fikrini baştan yazayım;

  • Bence abartmayın.
  • Ama mümkünse de hiç TV izlemeyin, izletmeyin.

Çelişki gibi mi duruyor? Aslında pek değil.

Yukarıda yazılanların gerçek olup olmadığını bilemiyorum. Sürekli kimi araştırmalar yapılıyor, sonuçları paylaşılıyor. Pencerenin bir tarafından bakan tu kaka derken, diğer tarafından bakan kontrollü olarak izlemenin/izletmenin aksine faydalı olabileceğini söylüyor. Bilemiyorum, bu konunun uzmanı değilim. Ama 2006 yılında RTÜK tarafından yapılan “İlköğretim Çağındaki Çocukların Televizyon İzleme Alışkanlıkları Kamuoyu Araştırması” sonuçlarına bir baktım da, aynı araştırma (manipüle edilmediğini varsayarak yazıyorum) bugün yapılsa eminim çok farklı sonuçlar alınırdı. Bu nedenle günden güne değişen teknoloji ve aynı hızla değişen alışkanlıklar, yaklaşımlar ve beklentiler göz önüne alındığında TV izlemenin, tabletlerle ilişkinin ve bilgisayar oyunlarının faydasını, zararını, ölçüsünü daha çok konuşuyor oluruz.

Televizyonu evinden tamamen çıkartan insanlara saygım sonsuz. Ama arada bir çocuklarımla çizgi film, belgesel ve film izlediğim için de bir suçluluk duymuyorum. Ben de insanım, çalışan ve ik çocuklu bir insanım üstelik. Başka başka yoğunluk ve kısıtlılıklarım da var ve zaman zaman popomu bir koltuğa koyabilmemin yegâne yolu bu olacaksa, olsun lütfen.

Ben yine de böyleyken böyle deyip geçmedim tabi. Yukarıda bahsettiğim araştırmada sorulan iki soruyla civarımdaki çocuklarla bir mini anket yaptım. İşte benim manipülasyonsuz araştırmamın sonuçları;

Sorular:

1) Boş zamanlarda en çok neler yapmaktan hoşlanıyorsun?

2) Televizyon izlediğin zamanlarda, televizyon seyretmemiş olsaydın ne yapardın?

Deniz: (Yaş 9)

Resim yapmak, oyuncaklarımla oynamak, TV izlemek.

TV izlemeseydim, oyuncaklarımla oynardım.

Evrim: (Yaş 7,5)

Oyun hamuru oynamak, resim yapmak, ip atlamak, kedileri beslemek.

Derslerimi yapardım, arkadaşlarımla oyun oynardım, piyona çalardım, kitap okurdum.

Ece: (Yaş 8)

TV seyretmek, Minecraft oynamak, yerden yüksek oynamak, kitap okumak.

Kitap okurdum, iPad’den video izlerdim ya da oynardım.

Sedef: (Yaş 6)

Ailemle vakit geçirmek, dışarı çıkmak, arkadaşlarımla oynamak, anneannemle kurabiye yapmak, annemle gezmeye gittiğimizde yemek yiyip sohbet etmek.

Oyun oynardım (yerden yüksek), kardeşimle oynardım, annemle pasta hazırlardım.

Ekin: (Yaş 10)

Futbol oynamak, arkadaşlarımla Play Station oynamak, annemlerle oyun oynamak.

Futbol oynardım veya annemlerle oyun oynardım.

Ayşe Nemit: (Yaş 12)

Resim yapar, kitap okurum boş zaman bulursam tabii.

Karikatür dergisi, mizah dergisi inceleyip okumak.

Deniz: (Yaş 7 )

Bilgisayar oynamak, lego yapmak, arkadaşlarımla oynamak,  sevdiğim arkadaşlarım ile lego yapmak.

Lego yapmak.

Güneş: (Yaş 7)

Minişlerle oynamak.

Ders çalışırdım, yemek yerdim, oyun oynardım.

Ilgaz: (Yaş 8)

Boş zamanlarımda en çok futbol oynamayı, paten kaymayı ve resim yapmayı severim.

Futbol oynardım.

Mira: (Yaş 5)

iPad oynamayı, TV izlemeyi, oyun oynamayı ve parka gitmeyi.

iPad ile oynardım, oyun oynardım.

Analiz uzmanı değilim, ancak yanıtlardan çıkardığım sonuç ve ders şu: Çocukların aslında alternatifi var. Ya yaşadığımız ortamın fiziksel koşulları buna uygun değil, mesela dilediğinde futbol oynayabileceği bir ortam yok ya da bizler çeşitli ve muhtemelen de haklı nedenlerle çocuklarımıza TV ve iPad dışında alternatifler sunamıyoruz, mesela onlarla birlikte kurabiye yapmaya veya oyun oynamaya vaktimiz olmuyor.

Avusturalyalı sanatçı Donna Stevens, çocukları TV seyrederlerken fotoğraflamış. Bu çalışmasına da “Idiot Box (Aptal Kutusu)” demiş. Sanatçının çalışmalarına kendi web sitesinden ulaşabilirsiniz, ancak gerçekten çok çarpıcı bulduğum birkaç resmi sizinle paylaşmak istedim. Bir süre izlemelerinde sakınca olmayabilir belki ama gerçekten de zihninin en çok çalıştığı, gözlerinin parıldadığı, enerjilerinin asla tükenmediği bir dönemde çocukları uyuşturmanın pek de haklı bir gerekçesi yok.

Idiotbox_Cassidy

Idiotbox_MilaŞimdi bu yazıdan en çok ben ders çıkardım. TV ve iPad süreleri sınırlandırılacak; mümkünse çocuklar kendi kendilerine veya kardeşiyle/abisiyle oynamaya teşvik edilecek; çocuklarla yapılacak kolay, verimli, faydalı ve uzun süre meşgul olabilecekleri faaliyetler bulunacak; bulunacak bu faaliyetlerle ilgili ayrıca bir yazı yazılacak!

Görüşmek üzere…

Özlem Ergüz Koç’un Dünyalı Blog’daki diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.