Aklı başında her devletin ve toplumun büyük önem verdiği çocukların ücretsiz, çağdaş ve nitelikli eğitim hakkı ne yazık ki ülkemizde çıkar ve ideoloji çatışmalarına kolayca malzeme ediliyor. Çocuklar için yazdığı romanlarında bilim ve eğitim temalarına ustaca yer veren Toprak Işık, Çocuk Hakları özel yayınımız için ülkemizde eğitim sisteminin içinde bulunduğu durumu gözler önüne seren bir yazı kaleme aldı.

Şimdiki aklımla, olağanüstü yetki sahibi bir çocuk olsaydım müthiş cıngar çıkarırdım.  Bütün yetişkinleri ülkenin en büyük alanına toplayıp, alırdım mikrofonu elime: Ne biçim bir ülkede büyütüyorsunuz bizi? Bu nasıl bir eğitim sistemi? Test maymunu mu sanıyorsunuz çocukları? Matematik böyle mi öğretilir? Felsefeden hiç mi haberiniz yok? Nerede sanat eğitimi? Hangi yüzyıla göre hazırladınız bu müfredatı? Ya da tek soruda toplardım hepsini: Bu mudur yani becerebildiğinizin en iyisi?

egitim hakkiBu ülkede birçok insan hakkı ihlâli olduğunu sağır sultan duysa da cin sultanlar hâlâ bilmeze yatıyorlar. Hepsi alt alta yazılsa, eskinin telefon rehberleriyle kapışabilecek bir tuğla çıkar ortaya. O tuğlanın önemli bir kısmı da çocukların payına düşen haksızlıklardan oluşur.

Çağdaş eğitim hakkı… Çocukların karnını doyuramadığı, hatta bazen kurşunlandığı ya da yurtsuz bırakılıp boğularak ölmeye mahkûm edildiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Devlet, o coğrafyanın baskın rengine boyanmak için canla başla çalışıyor, ki bu renk gül kırmızısı değil, kan kırmızısı… Böyle bir zamanda çocukların çağdaş eğitim hakkından bahsetmek fıstık yeşilinin peşine düşmek midir? “Önce ekmek, önce demokrasi, önce özgürlük… Eğitim onlardan sonraki iş,” diyen, istimi arkadan bekleyen zihniyettir. Bu ülkenin yüzyıllar öncesine uzanan eğitim sorunu var. Bu ülkenin bugün yaşadığı sorunların temelinde de eğitimsizliğin büyük payı var.

Mars’ta su bulundu dediklerinde birileri, o suyun içilmesinin dînen caiz olup olmadığını merak ediyor. Bilim insanları, kuantum mekaniği, görelilik teoremi, sicim teorisi için ter döküyor; bizim güruh “Evet evet, Kuran’da yazıyor,” diyor. Yüz yıllardır kutsal kitabı sabah akşam sen okudun; niye bütün öğrendiklerini kendine sakladın? Einstein’ından Hawking’ine kadar canları çıktı insanların. Hâlâ da bitiremediler. Sevabına onlara da öğretseydin ya.

Bu ülkenin hiç okumamışının saygı duyulası bir itirafı vardı: “Ben cahil kaldım, çocuklarım okusun!” Şimdi şunu söyleme zamanıdır: “Biz cahilden beter olduk. Hiç değilse sonraki kuşağa çağdaş eğitim olanakları sunalım da bu bataklık azıcık kurusun.” Çağdaş eğitim hakkı deyince, granit döşeli koridorlar, ışıl ışıl sınıflar, akıllı tahtalar girmiyor kapsam dâhiline. Donanımlı öğretmenlerden, çağdaş bilgiler sunan kitaplardan, doğru yöne motive edilmiş öğrencilerden bahsediyoruz. Ve elbette referansı din olmayan, laik zihniyetle hazırlanmış bir müfredattan…

Okul sıralarında egemenlik kayıtsız şartsız bilimindir. Bunu slogan edinmemiş devletin yetiştirdiği öğrenciden ne olur? Bilim insanı olmaz. Devletin tanıdığı diploması aksini iddia etse de mühendis olmaz, doktor olmaz. Ölü yıkamayı öğrenmelerinde mi bulacağız teselliyi? Elli bin yıldır insanlar yaşarken mağdur oluyorlar, öldükten sonra değil. Çağdaş eğitim her şeyden önce yaşama odaklanır; din penceresinden bakmaz dünyaya. Bilim, bilim insanlarından ve bilimsel kitaplardan öğrenilir.

Çağdaş eğitimi yüz yıl geriden takip ediyoruz. O zaman, hep karanlık, hep yılgınlık mı? Umutsuzluk görüldüğü yerde kovalanmalıdır. Üstelik mevcut eğitim sisteminin şöyle bir iyi yanı var: Sürdürülemeyecek kadar kötü… Devletin çağdaş ve dolayısıyla da laik eğitim hakkını tanıması için mutlaka mücadele verilmelidir. Veliler ve öğretmenler kesinlikle örgütlenerek seslerini yükseltmelidirler; ancak uzun soluklu mücadelenin sonucu alınana kadar da çocukların beyni çağdaşlıktan ve laiklikten uzak eğitim sistemine korumasız terk edilmemelidir.

Eğitim konusunda geldiğimiz nokta şu: Hattı müdâfaa yoktur, sathı müdâfaa vardır. O satıh tüm yaşam alanıdır. Her öğretmen, her yazar, her anne-baba, her abla-abi çocuklara uzatsın elini. Onları çağdaş bilgi ile buluşturmak için tüm olanaklarını kullansın. Kendisine verilmeyeni ve büyük olasılıkla kendisinde olmayanı onlar bulabilsin diye gerekirse dağları delsin.

Minicik bir alev, kocaman karanlığı boğar. Çocuk, bir kitabın sayfasını çevirir, çıkan esinti beynindeki bütün örümcek ağlarını siler süpürür.  Bir öğretmen, bin çocuğa doğru yönü gösterebilir. Çocukların çağdaş eğitim hakkını bilen ve sorumluluktan kaçmayan her yetişkinin yapması gereken o minik alevle, o kitapla, o öğretmenle, çocuğu buluşturmaktır. En azından devletin doğru sistemi kurmasını zorla sağlayana kadar…

Toprak Işık

Çocuk Hakları posterini indirmek için tıklayın.