en guzel hediye dunyaliDünyalı, geçtiğimiz günlerde çeşitli bloglara konu oldu.Anne Fare Yakaladım adlı blogun yazarı İpek Süer, Dünyalı’yı “en güzel hediye” olarak tanımlamış. Dünyalı’nın ortaya çıkış öyküsünü kısaca özetleyen Süer demiş ki:

“Bence bu dergi müthiş bir hediye olur. Haftada en az 1 doğum gününe giden bir 5 yaş annesi olarak, hediye dosyasını kapatmış olduğumu düşünüyorum. Çünkü, budur! 66tl değerinde 1 yıllık abonelik, 45tl değerinde 3 bilim kitabı + 50tl değerinde ekoloji ansiklopedisi sadece 60tl. Çocuğa 1 kez değil, yıl boyu gidecek eşsiz bir hediye bence, kazandıracak oldukları ise tarifsiz!”

Süer’in yazısının tamamını okumak istersen buraya tıkla.

en guzel hediye dunyali 2Şehrin Çocuk Hali‘nde yayınlanan yazı ise Dünyalı’yı her yaştan okura okutma amacımıza ulaştığımıza işaret. Zira yazıyı kaleme alan Özge Altınok Lokmanhekim,

“Dergiyi oğlumla okuduk, ancak o uyusun da birlikte okumadığımız bölümlere ben bakayım diye beklediğimi söylemek zorundayım.”

demiş. Yazının tamamını okumak istersen buraya tıkla.

Dünyalı’yı severek okuyan Dünyalılar her geçen gün artığını görmek harika!

Geçtiğimiz hafta Cumhuriyet Kitap’ta da Dünyalı vardı. Mavisel Yener’in Kitap Gölgesi adlı köşesinde yer alan yazıda Yener’in Dünyalı’nın yayın yönetmeni Yıldıray Karakiya ile yaptığı röportajı yer aldı.

cumhuriyet kitap_29.01.2015

Okumak için reme tıklayabilirsin.

*Derginin adı neden Dünyalı?

Bu soruya yanıt vermeden önce, derginin adında “çocuk” ifadesini neden kullanmadığımızı açıklamak istiyorum. Bize göre “çocuk” özgün düşüncelere, duygulara, görüşlere, isteklere, meraklara sahip bir bireydir ve biz ona saygı duyuyoruz. Eğer ona “çocuk” diye hitap edersek yukarıdan aşağıya konuşmuş olacağımızı, yani bir tür otorite temsili oluşturacağımızı düşünüyoruz. Oysa çocuklar öğretilmeye, belletilmeye, biçimlendirilmeye gereksinimi olan birer boş devre değil! Çocuklar kendi deneyimlerini kendileri yaratabilirler, bilgiyi kazıp çıkarabilirler, doğruyu eğip bükerek yorumlayabilirler. Üstelik her ne kadar biz yetişkinler aptalı oynayıp çocukların olan biteni anlamadığını zannetsek de, Dünya üzerinde ne oluyorsa çocuklara da oluyor. Çocuklar olan biten her şeyden etkileniyor, bunlardan bir anlam dünyası oluşturuyor. Yani bu dünyada ne oluyorsa çocuklara da oluyor; çocuklar da yetişkinler gibi bu dünyada yaşıyor. İşte bu nedenle derginin adında “çocuk” ifadesi yok ve adı “Dünyalı”.

*Dergi, daha çok hangi alanda çocuk okurlara katkı sağlıyor?

“Dünyalı”, bir genel kültür dergisi olarak tasarlandı. Konularımızı ele alırken bildiğimizi anlatmaya değil unutmaya çalışıyoruz. Böylece konulara dair olmadık sorular, bakış açıları, yorumlar yakalıyoruz. Önceliğimiz konuları alışılmadık biçimlerde ele almak. Böylece okurlarımıza bir konu üzerine farklı açılardan düşünmelerini ya da ilk defa karşılaştıkları bir konuya giriş yapmalarını sağlayacak çeşitlilikte bir malzeme sunuyoruz.

*Dünyalı kaç adet basılıyor, hedefiniz ne?

“Dünyalı” yirmi bin adet basılıyor ve Türkiye’nin tamamı ile KKTC’ye dağıtılıyor. Dünyalı’ya abone olanlara dergiyi doğrudan biz gönderiyoruz. Ayrıca dergiyi elektronik ortamda okumak isteyenler için her mobil cihaza uygun bir uygulamamız da var. Hedefimiz mümkün olan en çok sayıda okura ulaşmak ve Dünyalı’nın bir kaynak olarak kullanılmasını, biriktirilmesini ve paylaşılmasını sağlamak.

* Onuncu sayısını çıkaran Dünyalı’nın çıkmadan önceki hikâyesini öğrenebilir miyiz? Bu dergi kimin hayaliydi? Hayallerinizin hepsi gerçekleşti diyebilir miyiz?

Eşim Banu’yla birlikte Bir Dolap Kitap adlı bloğu açıp da sevdiğimiz çocuk kitapları hakkında yazmaya başladığımız günlerde içimizi gıcıklayan bir eksiklik hissediyorduk. Zamanla bunun çocukluğumuzda okuma olanağı bulduğumuz türden nitelikli bir derginin eksikliği olduğunu anladık. Ben, Milliyet Çocuk okuyarak büyüdüm. Banu, Doğan Kardeş okumuş. Eksikliği tanımlayınca kolları sıvadık ve bir dergi maketi hazırladık. Maketimizi koltuğumuzun altına sıkıştırıp yayıncılardan toplum yararına çalışan dernek yetkililerine kadar birçok kişiyle görüştük. Kimse böyle bir dergiyi yapmaya yanaşmadı. Yaklaşık iki yılın sonunda dergi fikrimizi Tudem Yayın Grubu yöneticileriyle paylaşma fırsatı bulduk ve böyle bir dergi yapma fikri ve isteğine bir tek bizim sahip olmadığımızı gördük. Genel yayın yönetmeni İlke Aykanat Çam’ın ve genel müdür Sinan Çam’ın da aklında ne zamandır bizim tarif ettiğimize benzer bir dergi yapmak varmış meğer! Hemen güç birliği yapıp harekete geçtik. Fikirlerimizi çarpıştırdık, dergiyi tekrar ve tekrar biçimlendirdik. Sonuçta elimizdeki makete pek benzemeyen ama hayal ettiğimize çok daha yakın bir dergi çıktı ortaya. Yani “Dünyalı” birbirinden habersiz aynı derginin hayalini kuran kişilerin bir araya gelmesi sonucunda ortaya çıktı. Peki hayallerimizin hepsi gerçekleşti mi? Elbette hayır! Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!

* Dünyalı’nın ilk sayısından itibaren üç çizgi öykü devam ediyor: Tokaçcan, Sapşal Kuş Piyu, Piko. Üçü de yurtdışından alınmış çizgi öyküler. Bu tercihin bir nedeni var mı?

Saydığınız çizgi öyküler dışında Dünyalı’nın her noktası, her virgülü, her çizgisi “Dünyalı” yazarları ve çizerleri tarafından özgün olarak üretiliyor. Dergiyi dikkatle incelerseniz, hazırlanan içeriğin özgünlüğünün yanında çok da yoğun olduğunu görebilirsiniz. Çok ciddi meseleleri, “Bu konu çocuklara anlatılamayacak kadar zor,” denilen konuları bazen yalnızca tek bir sayfada ele alıyoruz. Dünyalı, 48 sayfalık bir dergi. Sayfa sayısından söz etmekteki amacım içeriğin yoğunluğu kadar çeşitliliğine de dikkatinizi çekmek istemem. Bu yoğunlukta ve çeşitlilikte özgün içeriğe sahip aylık bir dergiyi üretmenin zaman, emek, para cinsinden maliyetini hesaplayacak olursanız karşınıza çıkacak tablo korkutucu olabilir. İşte Dünyalı’da yer alan çizgi öykülerin yurtdışından satın alınmasının açıklaması bu. Zaman, emek ve para cinsinden maliyetimizi nispeten küçük tutmak ve özgün içeriklere daha geniş yer verebilmek için çizgi öyküleri hazır alıyoruz. Ayrıca her ay yeni bir sayıya başlarken elde hazır birkaç sayfa olduğunu bilmek editörün ruh sağlığını korumak için de iyi oluyor.

* Dünyalı’nın ilk sayısında “Kitaplık” sayfası yer alıyordu, çocuk kitapları tanıtılmıştı. Sonraki sayılarda, kitap tanıtımlarına yer verilmedi. Bunun nedenini merak ediyoruz…

Dünyalı’nın ilk üç sayısında yer alan “Kitaplık” sayfası okurlarımız tarafından beğenilmedi. Daha doğrusu biz bu içeriği okurlarımızı yakalayacak, memnun edecek biçimde vermeyi başaramadık. Yeni bir yaklaşım ve dil kurgulayıp okurlarımıza ulaşacak biçimi elde edinceye kadar bu içeriği erteledik.

* İlk sayıdan bu yana okurlar için ayrılmış bir sayfa var dergide, bu sayfaya ilgi nasıl? Size çok sayıda ürün geliyor mu?

Okurlarımıza ayırdığımız sayfa için gönderilen ürünler her geçen gün artıyor. Öyle ki, okurlarımız bizi bu bölümü genişletmeye ve geliştirmeye zorluyor. Önümüzdeki sayılarda okurlarımız kendilerini ifade edebilecekleri daha geniş bir alana sahip olacaklar.

* Son birkaç sayıda Dünyalı’nın El Kitabı, okurlara armağan olarak verildi. Bu el kitaplarının çocuk okurların çok hoşuna gittiğini düşünüyorum, devam etmeyi düşünüyor musunuz? Başka sürpriz armağanlar yolda mı?

“Dünyalı’nın El Kitabı” dizisi tahminimizin üzerinde ilgi görüyor. Dünyalılar için el kitapları hazırlamaya devam edeceğiz. Yeni yıllık yayın planımızda da el kitapları yer alıyor zaten. Derginin armağanları üzerinde titizlikle durduğumuz konulardan biri. Daha derginin adı bile konmamışken verdiğimiz kararlar arasında, birkaç dergi fazla satmak için Çin malı, uyduruk, nasıl bir malzemeden üretildiği belli olmayan ıvır zıvır vermemek oldu. Armağanlarımızı geliştirmeye ve niteliği yükseltmeye yönelik planlarımızı da yaptık. Elbette bu armağanları görmek için gelecek sayıları beklemeniz gerekiyor.

*“Dünyalı’nın olmazsa olmazı” dediğiniz ilkeler var mı?

Dünyalı’nın adından, ilk satırlarından önce ilkeleri vardı. Her şeyden önce biz içeriği olan, “okunacak” bir dergi yapmaya karar verdik. Kulağa tuhaf geliyor olabilir ama piyasadaki dergilere bir göz atarsanız neden böyle bir ilke belirlediğimizi anlarsınız. Biz çocukları, genel olarak okurları birer “tüketici”, birer “müşteri” olarak görmüyoruz. Dünyada olup biten her şey hepimizi ilgilendiriyor. Öyleyse Dünyalı, uygun dili bulmak şartıyla istisnasız her konuyu ele alabilir. Bu işi yaparken de iletişimi doğrudan, göz seviyesinde ve herkese eşit mesafede durarak kurar. Aslında yanıtımı uzatabilirim ama bu kadarı bile Dünyalı’nın neden ve ne kadar farklı bir dergi olduğunu göstermeye yetiyor.

*Dünyalı’nın gelecekteki Türkiye çocuk dergiciliğindeki yerini nasıl görüyorsunuz?

Bence bu soruya biz yanıt veremeyiz. Dünyalı’nın Türkiye çocuk dergiciliğindeki yerini hayat gösterecek. Eğer gelecekte birileri, “Ben Dünyalı okuyarak büyüdüm,” derse yerimizi bulmuş oluruz.