Tudem Yayın Grubu’nun çıkardığı, Dünyalı’nın kardeş dergisi İyi Kitap tam 6 yaşında!

İlk sayısını 2009 yılının Mart ayında çıkaran İyi Kitap, 72 sayıyı geride bıraktı. Türkiye’deki çocuk edebiyatı alanında önemli bir boşluğu dolduran İyi Kitap, 6. yaşını kutladığı sayısında küçük kardeşi Dünyalı’yı da kapağına taşıdı. Şiirsel Taş’ın dünyalı yayın yönetmeni Yıldıray Karakiya’yla yaptığı röportajda Türkiye’deki çocuk yayıncılığından bir zamanların Doğan Kardeş ve Milliyet Çocuk dergilerine, piyasadaki tüketim nesnesi dergilerden Dünyalı’nın içeriğine kadar pek çok konu konuşuldu.

iyi kitap 1Tudem Yayın Grubu’nun çıkardığı çocuk genel kültür dergisi Dünyalı 1. yaşını doldurdu. Nitelikli içeriği olan, çocuklara saygı duyan, onların kavrama ve yorumlama becerilerini hafife almayan bir genel kültür dergisi çıkarma hedefiyle yola çıktıklarını söyleyen, derginin yayın yönetmeni Yıldıray Karakiya’yla çocuklar, dünya, dergicilik ve çağımızın genel ahvali üzerine söyleştik.

Dünyalı’nın çıkış noktası ne oldu? Dergi nasıl ve hangi ihtiyaçtan doğdu? Dünyalı’nın mevcut çocuk dergileri içinde kendini ayrıştırabildiğini düşünüyor musunuz? Öyleyse, nasıl?

Dünyalı’yı hayal etmeye başlamadan önce bize bir kaşıntı geldi. Ne yaptıysak, ne ettiysek geçmedi bu kaşıntı.
Derken bir gün, çocuklara yönelik dergilerin sergilendiği bir rafın önünde aydık: Nitelikli içeriği olan, çocuklara saygı duyan, onların kavrama ve yorumlama becerilerini hafife almayan bir genel kültür dergisi yoktu. Kendimizi şöyle bir yokladık; biz Milliyet Çocukokumuştuk, Doğan Kardeş okumuştuk. Bu dergiler dünyayı odamıza, masamıza, dergiyi her nerede okuyorsak oraya getiriyordu. O zaman, dünyayı çocuklara götüren bir dergi çıkarmamız gerektiğini anladık. Kaşıntı geçti.

Dünyalı’nın, çocuklara yönelik hazırlanan diğer dergilerden bariz olarak ayrıştığı birçok nokta var. Bu noktalar, derginin ilk taslağını bile hazırlamadan önce benimsediğimiz ilke ve hedeflerin bir yansıması. Her söylediğimizde insanlara tuhaf gelen en ilginç özelliklerinden biri, Dünyalı’nın okunmak üzere hazırlanan bir dergi olması. İçeriği var yani. Hem de ciddi, çeşitli ve çocukları hafife almayan bir içerikten söz ediyorum. Dünyalı’nın en önemli kabullerinden biri şudur: Bu dünyada her ne oluyorsa, çocuklara da oluyor. “Falanca yerde savaş varmış, büyük kıyım yapılmış, aman çocuğum duymasın da geceleri uykusu kaçmasın,” yaklaşımını doğru bulmuyoruz. Yetişkinler kendilerini nasıl kandırırlarsa kandırsınlar, çocuklar olup bitenlerle ilgili bir şeyler duyuyor, hissediyor ve bunlardan bir anlam dünyası oluşturuyorlar.Dünyalı’nın bu noktada tavrı açık: Madem dünyada olan biten her şey çocukları da etkiliyor, o hâlde uygun bir dil kurmak şartıyla her konu çocuklara anlatılabilir. Anlatılmalıdır! Elbette, dünyanın kahrını çocukların sırtına yüklemek değil maksadımız. Yapmaya giriştiğimiz iş, ele aldığımız konuyu çocukların önüne çeşitli bakış açılarıyla koymak, yeni bakış açıları yaratacak boşluklar bırakmak ve ne olursa olsun umudu vurgulamak.

Çocuk kitapları yayıncılığının son yıllarda Türkiye’de büyük bir ivme kazandığını söylemek mümkün. Bir bütün olarak baktığımızda üretilen eserlerin niteliğini hep tartışıyoruz zaten ama en azından niceliksel olarak büyük bir artış olduğu kesin. Benzer bir saptamayı çocuk dergileri için de yapmak mümkün mü, yoksa bu alanda süreç farklı mı işliyor? Süreli çocuk yayınlarını bu tablonun içinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çocuklara yönelik süreli yayınlardan çok, promosyon bolluğu var gibi geliyor bana. Nitelikli dergi sayısını hesaplamak için iki elinizin de parmaklarını kullanmanız gerekmeyebilir. Raflara bakarsanız ciddi bir kalabalık var elbette, çeşit de sayı da çok. Fakat bunu dergi yayıncılığında bir “ivme” olarak yorumlayabileceğimizi sanmıyorum. Kimi dergiler, Türkiye’deki yayıncının yabancı yayıncılarla yaptığı çoksatar kitap anlaşmalarının bir parçası olarak zoraki yayımlanıyor mesela. Kimi dergilerse, televizyonda çok ünlenen bir ürünün ya da çocuklara yönelik bir televizyon kanalının “yan ürünü” olarak hazırlanıyor.

Çocuklara yönelik kitaplarda toplama baktığınız zaman, nitelik konusunda da bir hareketlenme var. Yani yayın sayısı artıyor, özensiz yayınlar bu artışla doğru orantılı olarak daha çok görünür oluyor belki ama aynı zamanda, tek işi çocuklara yönelik yayınlar hazırlamak olan yayınevleri niteliği artırmak için daha çok çabalıyor. Aynı gözlem dergiler için geçerli değil ne yazık ki. Bu nedenle, çocuklara yönelik kitap yayıncılığında bir ivmeden söz edebiliriz ama dergi yayıncılığında, yerinde saymanın ötesinde, bir yığılma söz konusu daha çok.

Kendi çocukluğumuza dönüp bakarsak, Doğan Kardeş, Milliyet Çocuk gibi dergilerle büyüyen bir kuşağız. O dönemin yayıncılık anlayışıyla bugünkünü karşılaştırdığınızda, çocuk dergilerinin de dâhil olduğu süreli yayınların büyük bölümünün görsel açıdan zenginleştiği ama içerik açısından içinin boşaldığı fikrine katılıyor musunuz?

Bugünün çocuk dergilerinin görsel açıdan zenginleştiği görüşüne katılmıyorum. Basılı yayınlar için içerik dediğimiz, metinle görselin buluşması olabileceği gibi tek başına metin, tek başına görüntü ya da grafik tasarımı çok iyi bir metin parçası da olabilir. Hepsinin ortak noktası bir duyguyu, bir düşünceyi dile getirmesi, bir durumu aktarıyor olmasıdır. İçerik dediğimiz zaman bir şeyin anlatılmasından, aktarılmasından, ifade edilmesinden, bakış açısı vermesinden, soru sormasından, empatiye neden olmasından, iletişim sağlamasından söz ediyoruz. Yani dergiler daha çok fotoğraf kullanıyor, daha fazla çizerle çalışıyor ya da daha iyi grafik programlar kullanıyor diye içerik zenginleşmiyor. İçeriği görmek için makyajın altına bakmak lazım. Oysa (ve tam da bu nedenle) piyasadaki dergilerin neredeyse tamamının derdi çocuklara, “Cambaza bak!” demek. Asıl uğraş bu olunca içeriğe sıra gelmiyor, daha doğrusu gerek kalmıyor.

Röportajın tamamını okumak için buraya tıklayın.

İyi Kitap’ın 72. sayısını PDF olarak indirebilirsiniz.