GENEL KÜLTÜR

AFİYET OLSUN!

Dünyalı’da bu ay “Nasıl denir?” köşemizde farklı ülkelerinde nasıl “Afiyet olsun” dendiğini yazdık. Nasıl telaffuz edildiklerini duymak istersen üzerlerine tıklayabilirsin. T’bëftë mirë! – Arnavutça ¡Buen provecho! – İspanyolca Bon Appetit! – İngilizce Καλή όρεξη! / Kali oreksi! – Yunanca Hyvää ruokahalua! – Fince Buon appetito! – İtalyanca いただきます / İtadakimasu! – Japonca E ai kaua – Hawaice בתיאבון / Beteavon – İbranice Ufurahie chakula chako! – Svahilice Ас дәмді болсын!

Bana yolculuk türünü söyle, sana ne kadar süreceğini söyleyeyim!

Yolculuğa çıkmak öyle ha deyince yapılan bir iş değil. Gideceğin yeri bilmek işini kolaylaştırmıyor. Yolculuk süren oraya hangi taşıtla gideceğine göre öyle değişiyor ki! Londra’da yaşayan biri Pekin’e gitmeye karar verirse ne olur? Öncelikle mesafeyi iyice bir hesaplamalı. Az buz değil. Dile kolay, tam 8000 km. Yürüyerek (6 km/sa): 2 ay (ve pek çok nasır) Adamın evcil salyangozu da gitmek isterse (4,5 m/sa): 200 yıl (Bunu yapmaya değmeyeceğini birinin salyangoza söylemesi gerek!)

Dünyanın bütün uçakları birleşin!

İlk uçaklar icat edildiğinden bu yana ne kadar geçti? Çok değil, bir yüzyıldan biraz fazla. Küçük uçaklarla yapılan kısa mesafeli uçuşlar çok geçmeden yerini tarifeli yapılan seferlere bıraktı. Aynı anda yüzlerce kişinin uçtuğu devasa metal taşıtlar artık hepimiz için sıradan. Uçağa binmek o kadar normal bir şey ki bizim için, nereden nereye kaç kere uçuluyor, bir günde kaç kişi uçuyor, dünya üzerinde kaç uçak ve kaç hava alanı var düşünmüyoruz bile. Oysa

Çocuk Hakları, Çocuk İşçiler ve Sanatsal Emek

Çocukların yetişkinler gibi çalışmaya zorlanamayacağı, eğer çalışmak zorundaysa çocuğun sağlık ve eğitim haklarının ihlal edilemeyeceği açıkça belirtilmiş olduğu halde, çocuklar tehlikeli ve sağlıksız işlerde çalıştırılıyor. Tudem markasıyla yayınlanan Yapboz Çocukları adlı kitabında okuru çocuk işçilerin dünyasına götüren usta yazar Mehmet Atilla, bu kez meseleyi kurgu dışı bir yazıyla ele alıyor. Bazı cümleler kolay kurulur, fakat içini doldurmak düşündüğümüzden de zor olur. Gerçekliğin yüzünün değişken olması bir yana, ona hangi açıdan

Çığlık atsam sesimi duyar mısın mısralarımda?

Hadi en baştan bir konuda anlaşalım ve çığlıkla ilgili önyargılarımız bir yana bırakalım. Daha doğduğumuz anda basmıyor muyuz çığlığı? Demek  ki hepimiz hayatımızda en az bir kere gürül gürül bir çığlık koyvermişiz. 1951’den beri sesi kesilmedi: Wilhelm Çığlığı Her şey 1951 yapımı Distant Drums filminde Er Wilhelm’in bir timsah saldırısına uğradığı sırada çığlığı basmasıyla başlamış.  Bu çığlık efekti sonradan Hollywood’da öyle tutmuş ki, filmlerde her düşene, her vurulana illa bir Wilhelm

Garip ama gerçek saçlar

Saçını mecburiyetten kestirip sonra da gözyaşlarına boğulanlara söylenen klasik bir teselli cümlesi vardır: “Üzülme, nasılsa kökü sende.” İyi niyetle söylenen bu sözler, saçını kaybettiği için karalar bağlayan kişi tarafından hiç de iyi algılanmaz. O, kafasındaki hafiflemeyi her hissettiğinde acı çeker ve kaybettiği saçlarının ardından derin bir yasa bürünür. İyi de beterin beteri var! Ya Victoria Devri’nde yaşayan bir kadın olsaydık da saçımız bitlenseydi ve güzelim saçlarımızı kesmek zorunda kalsaydık da iyi niyetli

Tembellik bütün icatların anasıdır

Tamam, biraz iddialı bir başlık olduğunun farkındayız ama tembellerin bile dikkatini çekecek bir başlığa ihtiyacımız vardı! Bu yazının konusu olan icatlara gelince… Evet, hepsi tembelliğin ürünü.  Bu icatları yapan kişiler tembel olmasalardı, yerlerinden kalmaya üşenmeselerdi bu dahiyane buluşlar asla gerçekleşmeyecekti. Tuvalet kağıdı getir götürücüsü Klozetten taa tuvalet kâğıdına kadar uzanmaya son. Elinizin ufak bir hareketiyle rulo yanıbaşınıza kadar geliyor. Bebek arabası ittiricisi Sıkışık trafikte, trafiğe kapalı alanlarda, park, AVM gibi

Bonkör karga

Bugüne kadar pencerenin önüne ekmek kırıntısı bıraktın mı hiç? Yapmadıysan bile, annenin, dedenin, komşu teyzenin ya da tanıdığın herhangi başka birinin kuşlar için yiyecek bıraktığını görmüşsündür. Sonra ne olur? Kuşlar gelir, yiyecekleri bir güzel gövdeye indirip gider. Bazen annen serçeler ya da güvercinler için yemek koyar; ama kargalar daha hızlı davranıp onlardan önce kapar yiyecekleri. Sokaktaki kediler için bırakılmış kedi bisküvilerini bile kapmışlığı vardır şu kargaların. Bir de bizim değil, onların

Sahibinden satılık: Peri masalı ormanı

Hep sahibinden satılık temiz ev, lebiderya yalı, stüdyo daire olacak değil ya, bu da “sahibinden satılık peri masalı ormanı”. Kanada’da bulunan bu “büyülü orman”, Doris ve Ernest Needham çifti tarafından 1950-1971 arasında ticari bir mülk olarak tasarlanmıış. 130 bin metrekarelik bir alana yerleşen ormanın içinde mantar ev, bir şato, bir Winnie the Pooh evi, içi tam teşekküllü donatılmış iki katlı bir baston şeker ev ve dört ağaç evin yanı sıra 350 tane

Barış sembolleri

Dünya üzerinde savaşlar sürdüğü sürece barış kavramı da hep var olacak. Savaştan öncesi ve her savaşın ertesi barış dönemi olarak adlandırılır. Barış değerlidir. Barış kırılgandır. Barış sürekli akılda tutulması gereken, unutulmaması gerekendir. Belki de bu yüzden insanlar çağlar boyu barışı farklı biçimlerde sembolize etmişler. Bu sembollerin her biri çoğunluk tarafından kabul edilmiş ve evrensel birer sembole dönüşmüş. Zeytin Dalı ve Güvercin Barışın en tanımış sembollerinden olan Zeytin Dalı-Güvercin ikilisinin kökleri