Posts From Dünyalı

İnsana ilham veren 7 harika diorama

Dünyalı’nın 20. sayısında Nazan Tacer bir kış dioramasını nasıl hazırlayabilecğimizi anlattı. yapması da çok zor değildi; çünkü malzemelerin hepsi evde bulabileceğimiz nesnelerdi: Tuvalet kâğıdı ruloları, pamuk, karton kutu. En keyifli kısmıysa kardan adamların süslenme aşamasıydı. İşin bu kısmı herkesin yaratıcılığına göre değişebilir çünkü. Anahtar kelime de bu zaten: Yaratıcılık. Diorama hazırlarken ortaya çıkan ürünü ilginç kılan şey, hazırlayan kişinin yaratıcılığı. Gerçek ya da kurgu bir olayın, mekanın üç boyutlu olarak sergilendiği modellere “diorama”

Durdurun Dünya’yı, inecek var!

Belki de bu satırları bir aracın içinde, trafiğe takılıp kalmış halde okuyorsun. Belki de saatler süren bir trafik eziyetinin ardından eve geldin de “Şu Dünyalı’nın yeni sayısını okuyayım da kafam dağılsın!” dedin. Ne de olsa ulaşım insan hayatının önemli faaliyetlerinden biri. Evden bakkala, okula, işe, doktora, alışverişe, tatile, uzak bir kentteki akrabamıza bir ulaşım yolunu ve aracını kullanarak gidiyoruz. Ulaşım karmaşık ve büyük bir konu. Sırf büyük şehirlerdeki trafik tıkanıklığından

Fıstık yeşili değil, çağdaş eğitim hakkı

Aklı başında her devletin ve toplumun büyük önem verdiği çocukların ücretsiz, çağdaş ve nitelikli eğitim hakkı ne yazık ki ülkemizde çıkar ve ideoloji çatışmalarına kolayca malzeme ediliyor. Çocuklar için yazdığı romanlarında bilim ve eğitim temalarına ustaca yer veren Toprak Işık, Çocuk Hakları özel yayınımız için ülkemizde eğitim sisteminin içinde bulunduğu durumu gözler önüne seren bir yazı kaleme aldı. Şimdiki aklımla, olağanüstü yetki sahibi bir çocuk olsaydım müthiş cıngar çıkarırdım.  Bütün yetişkinleri

Sara

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin temelini çocukların yaşama hakkı oluşturur. Buna bağlı olarak çocukların şiddetin her türlüsünden ve savaşlardan öncelikli olarak korunması esastır. Kıyılarına çocuk cesetleri vuran bir memlekette yaşıyorsanız, çocukların yaşam hakkını savunmak, onları savaşın korkunç etkilerinden korumak için herkesten çok mücadele etmeniz gerekir. Böyle bir mücadele için en uygun ortamlardan biri de edebiyattır. Çocuk Hakları özel yayınımız usta yazar Habib Bektaş’ın Delidolu etiketiyle yayıma hazırlanmakta olan Ben Öykülere İnanırım adlı kitabı için yeni

Çocuk Hakları, Çocuk İşçiler ve Sanatsal Emek

Çocukların yetişkinler gibi çalışmaya zorlanamayacağı, eğer çalışmak zorundaysa çocuğun sağlık ve eğitim haklarının ihlal edilemeyeceği açıkça belirtilmiş olduğu halde, çocuklar tehlikeli ve sağlıksız işlerde çalıştırılıyor. Tudem markasıyla yayınlanan Yapboz Çocukları adlı kitabında okuru çocuk işçilerin dünyasına götüren usta yazar Mehmet Atilla, bu kez meseleyi kurgu dışı bir yazıyla ele alıyor. Bazı cümleler kolay kurulur, fakat içini doldurmak düşündüğümüzden de zor olur. Gerçekliğin yüzünün değişken olması bir yana, ona hangi açıdan

Çocuk Hakları Posteri

Sevgili Dünyalı, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne yönelik hazırladığımız yayın sürüyor. Etkinliği sanal ortamın dışına çıkarmak, yaşadığın yere taşımak ve paylaşmanı kolaylaştırmak için “Ben çocuğum, haklarım var!” başlıklı bir poster hazırladık. Senden posteri indirip evine, sınıfına, sokağına asmanı rica ediyoruz, Dünyalı. Ayrıca sosyal medya hesaplarında hazırladığımız posteri duyurur ve paylaşırsan çok seviniriz. Posteri 50×70 santimetre ölçülerinde hazırladık. İnternet hızına göre indirmek biraz uzun sürebilir. Eğer yaşadığın yerde, çalıştığın kurumda büyük boyutlu

Rakamlarla Çocuk Hakları

Dün başlayan Çocuk Hakları özel yayınımız bugün Blogcu Anne Elif Doğan’ın hazırladığı çarpıcı liste ile sürüyor. Elif Doğan’ın tüm yazılarına buradan ulaşabilirsiniz. 1989 – Tarihte en geniş kabul görmüş insan hakları sözleşmesi olan Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin Birleşmiş Milletler’ce onaylandığı yıl 1994 – Türkiye’nin Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzaladığı yıl 191 – Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni onaylayan Birleşmiş Milletler üyesi ülke sayısı 2 – Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni hala onaylamamış olan Birleşmiş Milletler üyesi ülke

Ben çocuğum, haklarım var!

Çocuk dendiğinde hassasiyet göstermeyen akıl sağlığı yerinde insan yoktur. Yaklaşımlar farklılık gösterse de, çocuklar için genellikle daha iyisi, daha güzeli dilenir, istenir ve yapılmaya uğraşılır. Oysa devletlerin aklına çocukların yararını gözetecek uluslararası kriterleri belirlemek ancak 20. yüzyılın son bölümünde geldi. Peki, bildirgeye imza atan devletler çocukların yararını gözeten bu kriterlere uygun davranıyorlar mı? Dilerseniz sorunun yanıtını devletler ölçeğinde değil de, önce küçük ölçekte, mesela evde arayalım. Hemen aklınıza “başkalarının evleri”

Böyle sevecekseniz hiç sevmeyin!

Hayvanseverlik nedir? Bir hayvanın (evinizdeki ya da sokaktaki) karnını doyuruyorsanız hayvansever mi olursunuz? Sokakta mama torbalarıyla gezipmahallenin bütün kedilerini doyurduğunuzda mı? Köpeğinizin üzerine üşümesin diye yağmurluk giydirince mi? Pet shopların vitrinine yapışıp kafeslerdeki hayvanların ne şirin olduklarını düşündüğünüzde mi? Ya da ne? Bu işte bir terslik yok mu? Dünyalı Blog yazarı Özlem Ergüz Koç, “Hayvanları böyle sevecekseniz sevmeyin, sevmeyi de öğretmeyin lütfen!” diyor bu hafta. (Yazarın Dünyalı Blog’daki diğer yazılarına buradan

Palamut şenliği

Evinin yakınlarında meşe ağacı varsa şanslısın! Bu seni uzunca bir süre can sıkıntısından uzak tutacak, emin olabilirsin. En azından meşenin palamutları tükenene kadar. Senin yerinde olsam bulduğum ilk fırsatta bir sepet ya da torba kapıp, meşe ağacının oraya gider, toplayabildiğim kadar meşe palamudu toplardım.Çünkü bu palamutlarla yapamayacağın şey yok. Öncelikle hâlâ bu ayki Dünyalı’yı almadıysan (Kasım 2015, 19. sayı) bi koşu gidip bir dergi satın al kendine. (Gazete bayisine gitmeye